-->

15 Eylül 2013 Pazar

İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi \ M.H. Kırbaşoğlu

Sünnetin 1. Kaynağı Kuran’dır
Hz. Muhammed’in İslam’ı diyebileceğimiz sünnetin 1. kaynağı, hadisler değil Kuran’dır. 2. kaynak mütevatir/yaşayan sünnet, 3. kaynak hadislerdir.
Hadisler bize Kuran ya da yaşayan sünnet gibi:
a- Kitlesel rivayetle (tevatür ile) ulaşmamıştır.
b- Ahat hadis (tek tek ravilerin rivayeti ile) olarak ulaştığı için hadislerin Subutu Zanni’dir. Peygambere ait oluşu kesin değildir. (sf. 11)

İslam Dininde Pek Çok Problem Hadislere Dayanır
İslam toplumlarında pek çok problem, sıhhati zayıf ya da uydurma hadislerden kaynaklanmaktadır: Kader, şefaat, mucize, kadının 2. sınıf sayılması, evliya, kutup, gavs, tarikatler, kıyamet alametleri, deccal, mehdi, aşırı ibadetçilik (ruhbanlık). (sf. 16)

İhyayı Ulumi’d-din (Gazzali)’de 1000’e Yakın Uydurma Hadis
İhya’da 1000’e yakın uydurma ya da kaynağı meçhul hadis varken bu eseri Türkçe yayınlayan bir yayınevi, kitabın önsüzünde, bu eserde hiçbir uydurma/zayıf hadis olmadığını söylemektedir. (sf. 17)

Cevşen Uydurma Bir Hadistir
Fethullah Gülen Pirizma I, sf. 150-151’de Cevşen’in mana olarak keşifle Hz. Peygamber’den alındığını, Gazzali ve Sait Nursi’nin de bunu böyle kabul edip vird (dua) edindiğini, bu iki alimin cevşene itibar edip, binlerce insanın kabul etmesinin bile cevşeni kabul etmemiz için bir dedil olduğunu savunur. Oysa ki;
a- Cevşen, hiçbir hadis kaynağında yer almayan uydurma bir duadır.
b- Hadis alimleri bilirler ki, peygamberin duaları kısadır, en uzun duası bile 10 satırı geçmez.
c- Hiçbir hadis kitabında olmayan cevşeni, kimi alimler (Gazzali, Sait Nursi) kabul etti diye, Cevşen asla hadis olamaz. (sf. 20)

İsnad Ne Zaman Başladı? Niçin Başladı?
İsnad’ın (hadisleri ravi adı vererek nakletmek) Hz. Muhammed zamanında başladığını ileri sürenler olsa da, genel kabul Hicri. 2. yy.’da başlamıştır. Bazı hasabeler Hz. Ömer, Hz. Ayşe, Hz. Ali, duydukları hadisleri söyleyenlere yemin ettirmiş, şahit istemiştir ama bu asla tüm sahabileri kapsayan bir genel hal olmamıştır.
Hz. Osman’ın katli ya da Abdullah b. Zübeyr’in Mekke’de Emeviler’e isyan etmesi ile başladığı, yani fitneler sebebiyle her hizbin kendini doğrulayacak hadisler uydurması sebebiyle isnat başlamıştır. (sf. 22-23)

Her Alim Önceleri İsnadı Kullanmadı
Ancak, o dönemde tüm hadisler isnad (ravi zinciri) ile nakledilmemiştir. Mesela, sadece sahih ve isnadlı senetlerle hadisleri toplayan Buhari ve Sahih’inde bile 1400’e yakın isnadsız hadis bulunmaktadır.
Ayrıca isnadı kullanan alimlerin, ravileri hangi kriterlere göre ayırdıkları da, kendi ağızlarından ifade edilmemiş, sonraki alimler bu konuda görüşler açıklamıştır. (sf. 23-24)

Bugünkü Hadis Usulü İmam Şafi ve Şafi Mezhebi Ürüdünüdür
İmam Şafi er-Risale adlı eserinde tüm hadisleri vahiy kaynaklı sayıp Kuran’a eşit saydığı, dini alanda aklın rolünü asgariye indirdiği görülmektedir. İşte böylece hadis ilmi şafi mezhebinin tekeline grmiş ve bu anlayış (hadisler vahiy kaynaklı, Kuran ile hadis eşitliği) hadis usulünde yerleşmiştir. Bugüne kadar yazılan hadis usulü kitaplarının hemen hepsini Şafiler yazmıştır.
Şafi Hadis Usulü:
1- İsnad esaslı (ravilerin sıhhatini araştırır)
2- Aklı dini konularda asgariye indirgeyen bir yapıdadır. (sf. 35-36)

Ehli Hadis’e Karşılık Ebu Hanife ve Ehli Rey
Şafi (Eşari) yaklaşımı olan, aklı dini konularda fazla işletmemek, nakli esas almak ve isnad sistemine dayanan hadis anlayışı karşısında, Ehli Rey, Ebu Hanife ve Maturidilik vardır. Ancak Hanefiler hadis usulünde etkin olamamışlar ama fıkıh usulünde daha akılcı, seçici bir hadis usulü ortaya koymuşlardır. (sf. 31-32)

Bugünkü Hadis Usulü Hadis Usulü olmayıp İsnad (Senet) Usulüdür
Bizim hadis usulümüz senet/isnat merkezli olduğundan, isnad usulüdür. Senede verilen önem asla metine verilmemiştir. Hadisçiler bu eleştiriyi “metin tendiki de yapılmıştır” diye geçiştirseler de yeterince bir metin tenkidi yoktur. (sf. 38-41, 52)

Metin Tenkiti Ne Demektir
Bir hadisin peygambere ait olup olmadığını hadisin metnine bakarak karar vermeye denir.
Yani; hadisin kendisine (sözlerine) bakarak sahihini zayıfından ayırma işidir. Klasik Hadis Usulü’nün metin tenkidi ise şudur:
1- Lafzen ya da manen rivayet edilip edilmediği
2- İdrac: Metinde olmayan cümlelerin hadise sokulup sokulmadığı
3- Lahn: Hadis metninde gramer hatalırın olup olmadığı
4- Tashif: Noktalama ve harekeleme hataları
5- Tahrif: Kelimeleri yazarken yapılan yanlışlıklar
Bunlar asla yeterli bir metin tenkidi olamaz. (sf. 42)

Metin Tenkidinde Önemli Olan Senet Değil Metindir
Bir hadiste raviler (senet)+metin (o hadisin cümleleri) bulunur. Asıl önemli olan metindir. Metin tenkidi yöntemine göre;
a- Sahih sayılan (senede göre), bir hadis zayıf-uydurma olabilir.
b- Zayıf sayılan bir hadis ise sahih olabilir.
Örnek: Ziyauddin Gümüşhanevi, Ramuzul Ehadis: “Yangın gördüğünüzde tekbir getirir, tekbir onu söndürür” hadisi, bilinir. O halde bu hadis asla sahih olamaz. Çünkü metnin kendisi sahih/doğru olamaz. (Ramuzul Ehadisten Uydurma örneklere bak, sf. 43-44)

Metin Tenkidinde Kriter/Ölçü Nedir?
Bir hadisin isnadı/ravileri ne kadar sağlam olursa olsun, metni;
1- Kuran’a
2- Tarihi gerçeklere
3- Yaşanan gerçekliğe ve başka özelliklere ters düşerse, o Hz. Peygamber’e ait olamaz.

Hadis Usulünün Savunması: Metin Tenkidi de Yapılmıştır Görüşü
Klasik hadis usulü metin tenkiti yapmıştır ama oldukça dar ve mevzu/uydurma hadisler konusunda yapmıştır.
Meşhur hadis kitaplarını (Kütübü Sitte, Buhari, Müslim) metin tenkidinden geçirmemiştir.
Metin tenkidi yaptıklarına şu iki konuyu örnek vermişlerdir.
a- İllet (Muallel Hadis): Görünüşte sahih gibi duran ama sıhhatini zedeleyen kusurları olan hadisler.
b- Şaz Hadis: Bir ravinin, kendinden daha sika (güvenilir) bir ravinin rivayetine aykırı hadis rivayet etmesi.
Tüm bunlar asla yeterince bir metin tenkidi olamaz. (sf. 46-47)

Hadis Usulünün En Önem Kusuru: Metni İncelememek
Bir hadis senet+metinden oluşur ve hatta asıl önemli olanı metindir. Hadis usulü, sadece ravileri incelemiş, metnin doğru olup olmayacağını ortaya koyacak bir usul geliştirmemiştir. Bu en büyük yanılgısı olmuştur.
Aslında, sahabe döneminde Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Ayşe gibi kimseler metni de önemli görüp incelemiş, Ebu Hanife, Mutezile ve İ. Malik metin tenkidi de yapmıştır.
Ehli Hadis (Hadis alimler/Şafiler) ehli reye üstün gelmiş ve hepten sadece ravilerle ilgilenen, metni görmezden gelen bu günkü usulü hadis doğmuştur. (sf. 55)

Hadisçiler ve Akıl (Metinde Aklı İşletmek)
Hadisçilerin çoğunluğu, hadislerde metni akıl ile düşünmemiştir. Hadis kitaplarında, basit bir akıl yürütme ile zayıf olduğu anlaşılabilen bir çok hadisin varolması, bunun kanıtıdır. (sf. 56-57)

Buhari, Müslim ve Hadis Kitaplarını Kutsallaştırmak
Hadis alimleri, hadis kitaplarının tartışılmaz olduğunu, bu imamların eserlerinde hadisler için verdikleri hükmün kesin olduğunu demeye getirmişlerdir.
Seyyid Salih Ebubekir’in Türkçe’ye çevrilmemiş olan Buhari hakkında yazdığı eserinde, Buhari’de 120 hadisin; Kuran, akıl ve çeşitli ölçülere göre Hz. Muhammed’in sözü olamayacağını göstermiştir. (sf. 58)

Sahabe Kimdir? Tartışması
Niçin: Ehli hadis, her konuyu nakle dayandırdığı için, sahabe sayısının çok olması onlar için zorunludur. (sf. 67)
a- Ehli Hadis: Hz. Muhammed’i ömründe bir an bile gören herkes sahabedir. Bu tanım, bu gün İslam dünyasında egemendir.
b- Ehli Rey: Hz. Muhammed’le uzun süre bareber olup arkadaşlık edenler sahabedir. (sf. 63)
Bu niçin önemlidir. Bize hadis rivayet ettikleri için sahabenin kim olup olmadığı çok önemlidir. (sf. 66)
Sahabenin adil olması, rivayet ettikleri hadislerde hata yapmayacakları demek değildir. (Alternatif Hadis Metodolojisi Sf. 135)

Ehli Hadis Niçin Hadislerde Metin Tenkidine Karşıdır?
Ehli hadis nakilcidir. Kuran’a ve sünneti dayanır; aklı dini konularda bilgi üretmede kabul etmez.
Oysa insan hayatı sürekli değişir, yeni bir çok problem çıkar. Sayısız problemlere cevap verebilmek için eldeki tüm hadislere sahip çıkmaya mecburdur. Metin tenkidini kabul etse, eldeki bir çok hadis zayıf görüleceğinden, nakilci-aklı esas almayan yöntemi çökecektir. (sf. 64)

Peygamberi Gören Kaç Kişi (Sahabe) Var?
Veda Haccı’nda 40 bin, Tebük Savaşı’nda 70 bin, vefatında 114 bin kişinin olduğu söyleniyor. Bu sayıların nasıl tespit edildiği belli değildir. (sf. 66)

Peygamber’i Görenlerden Bize Hakkında Bilgi Ulaşan Kişi Sayısı
a- İbni Hacer’e göre 12.294 (Babahzade’nin tespitine göre aynı alime (isabe adlı eseri) göre 11.783)
b- İbni Abdülber 7.703 (sf. 66)

Kaç Sahabe Hadis Rivayet Etmiştir?
Bünyamin Erul’un tesbitine göre; 1008 ya da 1060 yahut 1300 sahabi hadis rivayet etmiştir. Şöyle ki;
a- 800 kişi 1-9 arası rivayet etmiştir.
b- 194 kişi 10’un üzerinde rivayet etmiştir.
c- 27 kişi 100’ün üzerinde rivayet etmiştir.
d- 4 kişi 500’ün üzerinde rivayet etmiştir.
e- 7 kişi 1000’in üzerinde rivayet etmiştir.
Hadis rivayet eden sahabi 1000 civarında olup, 200 tanesi yoğun olarak hadis rivayet etmiştir. Bu 200 kişi, sürekli onun çevresinde bulunan çekirdek sahabe ve onun (Hz. Peygamber’in) aile fertleridir. (sf. 67)

Hz. Muhammed Zamanında Kaç Hadis Mevcuttu?
Doç. Dr. Mustafa Karataş’ın basılmamış doktora tezi: Rivayet Tekniği Açısından Hadislerin Artması ve Sayısı (sf. 230-231)
Doç. Dr. Mustafa Karataş’a göre peygamber döneminde mevcut hadis sayısı 5.000 (Beşbin)’den fazla değildir ama bu sayı tekrarlar (tarik/varyant) çıkarılınca kalan sayıdır. Tekrarlar eklenince 10.000 civarında olabilir.
Sahabe ve tabiinin sözleri de dahil tekrarsız hadis sayısı 30 binden fazla değildir. Daha sonra farklı rivayet ve tekrarlar sonucu hicri 3. asırda hadis sayısı 1,5 milyona ulaşmıştır. (Süleymaniye Vakfı, Fetva)

Sahabenin Tümü Adil midir?
Ehli sünnetin tümüne göre icma ile, fitnelere karışmamış sahabenin tümü adildir. Burada sahabeyi öven (Bakara 143, Ali İmran 110, Nisa 95-96, Araf 157, Enfal 74-75, Tevbe 99-100, 117, Fetih 18, Hadid 10, Haşr 8-10) ayetlere de dayandırmışlardır.
Sahabenin tümü adil olup, cerh ve tadil dışıdır, denilmektedir.
a- oysa, sahabeyi öven ayetler tümünü değil, sadece bir bölümünü övmektedir.
b- Kuran’ın bazı ayetleri sahabeyi eleştirmektedir.
Bakara 216: Hoşunuza gitmediği halde savaş size fark kılındı.
Ayrıca Enfal 15-16, 67-68, Tevbe 13,38, Ahzab 10-11, 28-30, Ahzab 53, Tevbe 102,118, Nur 33 gibi ayetler sahabeyi kınamaktadır.
Mesela Nur 33: Dünya menfaati elde etmek için, kendileri namuslu kalmak istedikleri halde cariyelerinizi zinaya zorlamayın.
Bu ayet sahabe’ye; cariyeyi zina karşılığı para kazanmama aracı yapmamalarını emretmektedir.
Nur 13-17, Hz. Aişe’ye zina iftirasını duyunca, hemen inanan sahabeyi eleştirir. Tefsirler, sahabeden Hsan b. Sabit, Mistah b.Esase, Hamne binti cahşe, bu sebeple zina iftirası cezası 80 değnek vurulduğunu söyler.
Hucurat suresinde; lakap takıp, alay eden, kendini/ırkını üstün gören sahabeden bazı kimseler eleştirilmiştir.
Peygamber bir Cuma hutbe verirken, dışarıdan Medine’ye bir kervan gelince, camide 12 kişi hari, binden çok olan sahabe koşarak kervana gitmiş, Cuma 11. ayet bu nedenle inmiştir.
Ali İmran 152: Uhut savaşı da peygamberin emrini dinlemeyen 50 sahabi okçu nedeniyle kaybedilmiştir.
Tevbe 25: Huneyn savaşında tüm sahabe cepheden kaçmıştır.
Sahabeden ha ve yanlış yapanlara ehli hadis “ictihad hatası” tevilini yapsa da, bunların birer yanlış olduğu apaçıktır. (sf. 68-78)
c- Siyer kitapları da sahabelerin yanlışlarını nakleder:
Zeyd b. Sabit, Hz. Osman’ın evi kuşatıldığında ensarı yardıma çağırınca, onlar Sehl b. Huneyf “Ey Zeyd, Osman seni Medine hurmalarıyla doyurdu” demiştir. (Yani Hz. Osman’ın şehit edilmesine kayıtsız kalmışlardır.)
Ebu Bekir halife seçilirken, sahabeden birisi “Sad b. Ubade’yi öldürün” demiş, Hz. Ömer ise “Sad’ın Allah belasını versin” ya da “Sadı öldürün fitne ehlidir” demiş, Sad’ın oğlu Kays’da Hz. Ömer’e, “babama dokunursan gözlerini oyarım” demişti. (bak, bir çok örnek, sf. 79-84)
Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbni Mace, Ahmed b. Hanbel’de geçen bir hadis: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşınca, ölen de öldürün de cehennemdedir.”
Bu durumda ya bu hadis uydurma, ya da birbirleriyle savaşan tüm sahabeler cehennemlik sayılmaktadır. (sf. 85)
O halde, sahabenin bir bölümü iyi kişilerden oluşurken, aralarında hırsızlık, zina, iftira, savaştan kaçma, kibirli, kaba, menfaatçi vs. gibi kötü özellikleri yapan kişiler de vardı. (sf. 87)
Hadis usulünde, sahih olmak için adalet ve zapt gereklidir. Aynı kriter sahabe içinde geçerlidir. Onları cerh ve tadil dışı bırakmak yanlıştır. (sf. 91)

Mütevatir Hadis Var mıdır?
Tek tek kişilerin naklettiği hadislere Ahat hadis (Haberi Vahit), yalan üzere birleşmeyen bir topluluğun, yine böyle bir topluluğa naklederek bize ulaştırdığı hadise mütevatir hadis denir.
Yalan üzere birleşmeyen topluluğun sayısının kaç olduğu ihtilaflıdır; 3 kişi diyen de, 1 beldeye sığmayacak kadar çok diyen de vardır ve bunun herhangi bir delili de yoktur.
Mütevatir hadis 2’ye ayrılır:
a- Lafzi Mütevatir: Örnek olarak “Men Kezebe….” (Kim bana söylemediğim bir söz nisbet ederse cehennemdeki yerine hazırlansın” hadisi verilmektedir.
b- Manevi Mütevatir

Bir Hadisin Mütevatir Sayılmasının Şartları
1- Yalan üzere birleşmesi mümkün olmayan bir topluluk rivayet edecek, bu topluluk kaç kişidir? Sorusu oldukça tartışmalıdır:
3, 4, 5, 7, 10, 12, 20 , 40, 50, 70, 310, 1400, 1500 kişi denilmiştir.
En doğrusu bu konuda belli bir sayı olmamasıdır ama 3, 10, 40, 50 kişi de mütevatir olarak kabul edilemez (sf. 96-99) Çünkü bu kadar kişinin bir konuda fikir birliği etmesi mümkündür. (sf. 99)
2- Mütevatir hadiste senet aranmaz. Çünkü yakin bilgi ifade ettiği için isnad dışı kabul edilir. (sf. 96)
Oysa tüm mütevatir denilen hadisler birer senetle bize gelmiştir. Bu hadislerin birer birer senet zinciriyle gelmesi, bunlara da cerh-tadil işleminin yapılmasını gerektirir. (sf. 96)
3- Yalan üzere birleşmeyecek topluluk her tabakada olmalıdır. Yani ilk tabakada olur, sonraki ravi tabakalarından birinde olmazsa, mütevatir olma özelliğini kaybeder.
“Men Kezebe” hadisinin ilk tabakadaki raviler sayısı 40, 62, Iraki’ye göre ise 70 küsürdür. Ama sonraki her tabakada kaç kişilik ravi grubunun alıp naklettiği belli olmadığından, bu hadis bile mütevatir sayılmayabilir. (sf. 94-5)

Kaç Tane Mütevatir Hadis Vardır?
Kaç mütevatir olduğu konusu çok tartışmalıdır:
a- Hiç yoktur: İbni Hibban ve el-Haris bu görüştedir.
b- Oldukça az sayıdadır: İmam Nevevi ve İbnüs Salah bu görüşte.
c- Çoktur: İbni Hacer, Suyuti, Sehavi (sf. 99-100)

Gerçekte Mütevatir Hadis Yoktur
Mütevatir hadis, belli bir ravi ve senedi olmadığı (çünkü kalabalık kişilerce her tabakada rivayet edilmiştir) için isnad tenkidi dışıdır. Ama böyle bir mütevatir hadis, hadis kitaplarından yoktur. Mütevatir denilen her hadisi, tek tek raviler rivayet ettiği için mütevatir değil Ahat hadistir ve cerh ve tadile tabidir. (sf. 100-101)

Mütevatir Hadise Verilen Örnekler
İbni Hacer, pek çok raviden gelen hadisleri de mütevatir olarak görmektedir. Oysa, yüzlerce tek tek raviden gelse bile, bu hadis asla Ahat hadis olmaktan kurtulamaz.
Mütevatir hadis diye örnek verilen hadisler, İslami ilimlerde gördüğümüz hemen her hadisin mütevatir diye gösterilmesidir:
“İlim talep etmek, kadın erkek her müslümana farzdır.”
“Haya imandandır”
“Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan kimsedir.”
“Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir.”
Yeryüzün bana mescit kılındı.”
“Hilali görünce oruç tutun, tekrar görünce bayram yapın.”
“Harp hiledir.” (Bak onlarca örnek sf. 102-104)
Halbuki bunların hiçbiri mütevatir olmayıp, ahat hadistir. Bunlar sonradan Müslümanlar arasında yaygınlaşarak asla mütevatir olamaz, “meşhur” ya da “müstefiz” hadis olabilir. (sf. 102-104)

Mütevatir Sayılan Zayıf ve Uydurma Hadisler
“İmamlar Kureyş’tendir.”, “Avret yerine dokunanın abdesti bozulur.”, “Ölü, arkasından ağlanınca azaba uğrar.”, “Ateşte pişen etten dolayı abdest alınmalıdır.”
Nuri Muhammedi, Abdal (gavs, kutup, evliya vs.), mehdi hadisleri.
Oysa bu hadislerin bir kısmı mevzu (uydurma) hadis kitaplarında vardır. (sf. 105)

Buhari-Müslim Ortak (Müttefikun) Hadisleri de Mütevatirdir
İbnus Salah’a göre, Buhari ve Müslim’de geçen müşterek (ortak) hadisler de bir çeşit mütevatirdir. Çünkü sıhhati kesindir ve kesin olarak Hz. Peygamber’e aittir.
a- Nevevi, İbni Burhan, İbni Abdisselam, bu görüşe karşı çıkarken
b- İbni Hacer, el-Humeydi, Ebul Fadl, El-İsferaini, Bulkini, İbni Kesir ve Suyuti İbni Salah’ı desteklemişlerdir.
Buhari ve Müslim ortak hadisleri asla mütevatir olamaz. (sf. 106-107)

Lafzi Mütevatir Yoktur Ama Manevi Mütevatir Vardır
Lafzi mütevatir hiç yoktur. Çünkü mütevatir denilen hadisler, hadis kitaplarından ravileri ile bulunan ahat hadislerdir.
Manevi mütevatir ise; insanların her nesilde alt nesile aktardıkları ezan, kamet, namazın vakit ve rekatları gibi konulardır. (sf. 108)

Sahih Hadis
Bu hadisin 5 özelliği vardır: adil ve Zabıt ravilerin muttasıl senetle şaz ve illetten uzak rivayet ettikleri hadise denir. (sf. 109)
Bu hadis anlayışı İbnus Salah (hicri 7. yy) tarafından ortaya konmuştur. (sf. 114) Ancak O, bu görüşleri İmam Şafi’den almıştır. (sf. 118)
En önemli eksikliği, bu hadis usulünde egemen olan sahih hadis tanımının metin tenkitini içermemesidir. Aslında bu, hadis değil, isnat usulüdür.
Sahabe arasında metin tenkidi yapanlar olduğu gibi, ehli rey, özellikle Hanefiler ve Mutezile’de metin tenkidi önemliydi. (sf. 120) (sf. 109-120)

Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı
1- Haberi Vahit (Hadis), şeriatın kaynaklarından elde edilmiş usullere aykırı ise, onu şaz kabul edip, daha kuvvetli haber (hadis) arardı.
2- Hadis, Kuran’a aykırı ise, Kuran’a uyan hadis arar, onu reddederdi.
3- Hadis, kavli ya da fiili meşhur sünnet (yaygın peygamber uygulaması)’e aykırı ise, onunla amel etmezdi.
4- Bir hadis bir hadise muhalif olursa, ravisi fakih olanı tercih ederdi.
5- Ravi, kendi rivayet ettiği hadise aykırı davranırsa, o hadisi reddederdi.
6- Umumi belva olan konudaki hadisi reddederdi.
7- Ravisi fakih olmayan hadisi terk ederdi. (Kitapta 15. madde olarak geçiyor.)
(Kısacası (kitapta 17. madde), Ebu Hanife bir çeşit metin tenkiti yapıp, Kuran ve sünnet (yerleşik peygamber uygulaması)’e aykırı, ravisi fakih olmayan hadisleri terk ederdi.) (sf. 113-114)
Ebu Hanife sadece senede bakmayıp metne de baktığı için ehli hadis Ebu Hanife’yi hadis inkarcısı olmakla suçlamıştır.
İbni Ebi Şeybe, el-Musannet adlı kitabında “Kitabur Red Ala Ebi Hanife” adlı bir bab (konu) bile açmıştır. (sf. 126)

Bir Hadisin Sahih Olması Demek, İsnadı (Ravileri) Zahiren İyi Kimseler Demektir
Babanzade Ahmet Naim (Tecridi Sarin Tercemesi, Diyanet İşleri Başkanlığı)’in de dediği gibi, bir hadise sahih demek, sahih hadiste sayılan özelliklere uygun (adil, zabıt ravileri olan) kesintisiz senede sahip hadis demektir. Yoksa sıhhati kesin (doğru) demek değildir.
Bir hadise zayıf demek de ravileri problemli, isnadı problemli demek olup, bu da o hadisin kesin olarak yalan olduğu demek değildir. (Tecridi Sarih sf. 209-210, cilt 1) (Sf. 125)

Hadiste Verilen Hüküm Şahsi İçtihattır ve Alimden Alime Değişebilir
Hadislerde verilen “sahih”, “zayıf” gibi hükümler tartışmasız kesin hükümler olmayıp, şahsi içtihatlardır. Eleştirilemez bir tabu değildir. Bir alimin sahih dediğine, zayıf diyen alimler ya da tersi çoktur. Bir alimin verdiği hüküm, kendi içtihadı olup, kendini bağlar, başkasının bunu kabul etme zorunluluğu yoktur. (sf. 126-127)

Zayıf Hadis
Ravileri adil, zabıt olmayan ya da isnadı muttasıl olmayan, şaz ya da muallel olan hadislere zayıf hadis denir.
Yani sahih hadisin şartlarından bir tanesini içermeyen hadislerdir.
Ehli Hadis’e göre (Mesele Ahmet b. Hanbel-sadece a şıkkı ona ait):
a- Zayıf hadis reyden (akılla bilgi üretmeden) hayırlıdır. (A. Hanbel)
b- Amellerin fazileti, Tergib (dine rabet ettirme) ve Terhib (korkutma) konularında zayıf hadis kullanmak caizdir.
Suphi Salih, zayıf hadis kullanmayı, nerde olursa olsun caiz görmez: “Zayıf hadis zan ifade ettiğinden, hiçbir konuda bir değeri yoktur” der (özet olarak, bak sf. 130). Çünkü O’na göre, her konuda elimizde sahih ve hasen hadis çok iken, zayıf hadisi delil olarak kullanmak akıl karı değildir.
c- Zayıf hadisin varyantları (farklı isnatları, tarikleri) çoğalırsa, o zayıflıktan çıkar hasen (li gayrihi) hadis olur. (sf. 130
Bu da yanlıştır. Yüzlerce tariki olsa bile, zayıf hadis zayıftır. Bu 3 gerekçeyle ehli hadis zayıf hadiste gevşek davrandığı için, İslam’da zayıf hadisler çok yayılmıştır.
Ramuzul Ehadis (Gümüşhanevi) hemen her sayfası zayıf ya da uydurma ile dolu bir hadis kitabıdır. (sf. 128-132)

Bir Çok Uydurma Hadise Zayıf Denmiştir
Hadisçilerin gevşekliği nedeniyle, ilk bakışta uydurma olduğu açık olan hadisler, “zayıf” adı altında varlığını sürdürmüştür.
İmam Nevevi; amellerin fazileti hakkında zayıf hadisle amel etmek konusunda icma edilmiştir, bile demiştir. (sf. 133)
Oysa, amellerin fazileti, terhib, tergib ve hiçbir konuda asla zayıf hadisle amel edilmemelidir. Zayıf ile uydurma hadis birbirine çok yakındı. Zayıf denilen hadisin uydurma olma ihtimali vardır. Bunlara sırf isnad (cerh-tadil) değil, metin tenkiti de uygulanmalıdır. (sf. 135-136)

Gazzali’nin İhyasında Zayıf ve Uydurma Hadisler Olduğunu Söyleyen Alimler
Zehebi, Subki, Iraki, İzmirli İsmail Hakkı, İbnus Salah, Yusuf el-Dimeşki, Burhan Bukai, Ebu Bekir İbnül Arabi, Mazeri, Tartuşi, Kadı İyaz, el-İskenderi, İbni Akil, İbnul Cevzi, İbni Teymiye (Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları, sf. 60-61)

Mevzu (Uydurma) Hadis
Uydurma hadisler konusunda en kapsamlı eser İbnül Cevzi’nin Mevzuat’ı olup, bu kitabı aşan bir çalışma yapılamamıştır.
Niçin kaynaklarımızdaki uydurma hadisler ayıklanamamıştır:
1- Buhari, Müslim ve Kütübü Sitte’nin kutsallaştırılması. Bunlar “muteber kitaplar” adı altında, tamemen doğru kabul edilmiştir.
2- Senet (isnat) eksenli hadis usulü. Senet sahih ise, Metin’e hiç bakılmamış, metin tenkidi ile (uydurma olduğu açık hadisler) elenebilecek hadisler orada kalmaya devam etmiştir.
3- Ehli sünnet mensuplarının da hadis uydurması. Ehli sünnet, kendi taraflarının hadis uyduracağı konusuna yeterince dikkat etmemiştir. (sf. 137-139)

Ehli Sünnet Mensuplarının Hadis Uydurması
1- Şia, Hz. Ali’nin faziletine dair hadis uydurmakla suçlanmıştır ama Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve sahabenin faziletine dair hadisleri de ehli sünnet mensupları uydurmuştur. Surelerin fazileti hakkında sf. 177.
2- Hz. Muhammed’in mucizeleri ve hayatı ile ilgili çok hadis uydurulmuştur.
3- İbnül Cevzi, Mevduat’ında, A. Hanbel ve Kütübü Sitte’de bazı uydurma hadisler olduğunu tespit ettiği için tepki almıştır.
Oysa İbnül Cevzi’nin mevduatı üzerinde yapılan incelemeler, onun söylediklerinde haklı olduğunu göstermiştir. (sf. 142)
4- Sultanlar için hadis uydurulmuştur. (sf. 143) Ayrıca vaizler, kassaslar, mutasavvıflar bol miktarda hadis uydurmuştur. (sf. 140) 4 mezhep imamı hakkında, lehde ve aleyhte hadis uydurulmuştur. (sf. 177) (Hadis Metodolojisi 140-144, ayrıca 177-178)

Tespit Edilen Mevzu Hadislerden Başka Kaynaklarımızda Mevzu Hadis Var mıdır?
Hadis kaynaklarımızdaki uydurma hadislerin tamamı tespit edilip ayıklanmış değildir. Hatta, tespit edilenlerin, tespit edilmemişler yanında çok küçük bir miktar olduğu söylenebilir. (sf. 145)

Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları-Ahmet Yıldırım
Hadis Uydurma Ne Zaman Başladı
1- İbni Hazm, Ahmet Emin, Sıddıki: Hz. Muhammed döneminde
2- Ekrem Ziya Umeri: Hz. Osman dönemi
3- Enbiya Yıldırım: Hicri 35 yılı
4- Ebu Şehbe: Hicri 41 yılı (Ahmet Yıldırım, sf. 54, 135. dipnot)

Keşif Rüya ile Peygamberden Hadis Alınabilir mi?
A- Alınabilir Diyenler:
1- Ebu Talip el-Mekki
2- İmam Şarani
3- İmam Sağani
4- İbni Arabi (Hatta, bu hadisler normal hadislerden daha üstündür, der!)
5- Taberani
6- Kelabazi
7- Şah Veliyullah
8- Beyhaki
9- Acluni
10- Gazzali (sf. 47, 101. dipnot)
11- Fethullah Gülen (sf. 45, 95. dipnot, Sonsuz Nur, II, sf. 347)
12- Münafi
B- Hadisçiler (Hadis Alimleri) Keşif ve rüya ile peygamberden alındığı söylenen sözlere hadis denemez, onların hiçbir değeri yoktur. Bir kimse rüyasında peygamberden bazı sözler öğrenebilse de buna hadis denemez. (Kütübü Sitti Muhtasarı ve Şerhi II, sf. 68) (Ahmet Yıldırım, sf. 40-49)

Cerh ve Tadil
Carh ve tadil tespiti 2 esasa dayanır:
1- Adalet
2- Zapt;
Açıdan incelenmesi.
Cerh ve tadil, hadisçinin şahsi içtihadıdır, kesin bir hüküm değildir, kabul ya da red hakkımız vardır. (sf. 147-148)
1- Adalet: Adalet ravinin güvenilir olması demektir.
a- Adalet için gerekli şartlar, kesin olmayıp, alimden alime göreceli ve şahsi kanattir (sf. 149)
b- Adalet konusunda çifte standart kullanılmıştır.
Ayakta def’i hacet, tanbur çalmak, geveze gibi sebeplerle bazı raviler cerh edilmişken (adil sayılmamışken), aşağıdakiler aynı şeyleri yaptığı halde adil sayılmıştır:
Zadan: Geveze, Muhammed b. İshak: Horozlarla oynamak.
Bundar: Güvercin besleme, Ahmed b. Beşir: Satranç oynama,
Abdülmelek b. Abdilaziz el Macişun: Müzik Dinlemek
Abdülaziz b. Ali, Hişam b. Ammar: Parayla hadis rivayet etmek.
c- Hadisçiler bir raviyi sadece 1 hadisçinin “adil” saymasını yeterli kabul etmiştir. Oysa, bu kadar önemli konuda 1 hadisçinin şahsi kanaatinin yeterli sayılması doğru değildir. (sf. 151)
d- Bir raviyi adil saymak, asla onu “masum” kılmaz. O halde adil ravi; melek, masum, hata işlemez görülemez. Bu nedenle hata riski devamlı vardır ve metin tenkitsiz adil saymak yeterli olamaz. (sf. 152-153)
e- Bir ravinin adil olup olmadığını, onu uzun süre izleyerek bilebiliriz. Muhaddis ise, ravinin hayatından kısa bir süreye bakarak adil olup olmadığına hükmetmiştir. Yani, Muhaddis ravinin tüm hayatını göremediğinden, verdiği hüküm kesin değil, zan ifade eder. (sf. 154)
Mesela Hz. Ömer, bir insanın diğeri için şahitlik yapması için; Yolculuk, Ticaret ya da Komşuluk yapmış olma şartını aramıştır. (sf. 155)
f- Bir çok ravi, asılsız hüküm hatta iftira ile “bidatçı” olmakla suçlanarak cerh edilmiştir; şii, harici, nasibi olmakla yaftalanmıştır. (sf. 156)
g- Raviler hakkında muhaddislerin verdiği hüküm 2 çeşittir:
1- Hayatta olan, görüp konuştukları raviler
2- Onlardan önce vefat etmiş, görmedikleri raviler
Muhaddisler, kendilerinden önce ölmüş raviler hakkında sadece kitaplarda yazan bilgilerle hüküm vermişler, bu da yeterli bir hüküm olmamaktadır. (sf. 156-157) O halde raviler hakkında söylenenler sadece birer içtihattır. (sf. 148-149)

Raviyi Değerlendiren Muhaddis Ne Kadar Objektif-Hatasız
Muhaddis bir melek olmayıp, her insan gibi iyi ve kötü, fazilet ve zaafları olan bir kimsedir. O halde verdiği “sahih”, “zayıf”, “uydurma” gibi hükümler asla bir dogma, matematiksel kesinlik olmayıp, birer görüş, içtihat sayılmalıdır.
Oysa, klasik hadis usulü, bunları birer dogma kabul etmiştir. (sf. 180)

Cerh
1- Cerh edilen raviyi, kimi muhaddis en ağır ifade ile yererken, kimisi övmekte, kimisi “yalancı”, kimisi “sağlam” demektedir.
Örnekler: İbrahim b. Sırma el-Ansari hakkında:
Ebi Hatim: “Şeyhtir” (Hadis otoritesidir), Yahya b. Main “Pis Yalancı” diyor.
Tirmizi’nin hocası el-herevi hakkında:
Ebu Davud: Zayıf, İbrahim el-Harbi: “Sağlam”, Darakutni: “sika/güvenilir”, Nesai: “Güvenilir bir hadisçi değildir” diyor.
(Fazla bilgi için bak sf. 160-161)
İbni İshak: “Getirin İmam Malik’in kitaplarını, size hatalarını göstereyim” derken, İmam Malik ise İbni İshak’a: “deccaller deccali” demiştir.
Vakidi’ye Devaverdi: “Hadiste müminlerin emiridir” derken, Ahmet b. Hanbel: “Yalancının tekidir” diyor.
Musannef adlı eser sahibi Abdurrezzak için; Abbas b. Abdilazim: “Yalancıdır” derken, Yahya b. Main “Çok sağlam” der. (sf. 160-163)
2- Cerh konusunda mezhep taassubu nedeniyle bir çok ravi güvenilir sayılmamıştır. Mesela Şiilik ya da felsefeci diye sika sayılmamış. (sf. 164) Murcii, Kaderi, Rafizi, demişlerdir. (sf. 167)
3- Uydurma Raviler Üretilmiştir-Junboll
Juynboll, başta İbni Hacer’in Tezhibut Tezhibi olmak üzere rical, cerh-tadil eserlerini incelemiş, şu sonuçlara ulaşmıştır.
Aynı isimlerde yani uydurma raviler vardır:
a- Tehzibul Tehzib’te; babaları aynı 13 Hafs adlı ravi vardır, bu hafsların 8’i aynı çağda yaşamıştır. Toplam ise 35 hafs vardır.
b- 120 adet (İbni Şihab) el Zühri vardır. 66 tanesi ondan yaşlı, genç hocası ya da öğrencisidir.
Zühri adına hadis uyduranların (Tehzib adlı kitapta) sayısı 70’tir.
c- Tehzib’te İkrime adlı 7 ravi vardır.
d- Yine İbni Hacer’in Lisanül Mizanında; 43 tane Hafs adlı ravi olup, 20 tanesinin babası aynıdır.
İbrahim adlı 50’den fazla ravinin, üçte birinin künyesi aynıdır. (sf. 164-166)
Joynboll’a göre, hadislerde tedlis yapılmıştır. Zayıf ravi sika (güvenilir) gibi gösterilerek senette hile yapılmıştır. Örneğin Zühri ve Nafi adı altında, onlar olmayan bir çok şahsa hadis rivayeti yaptırılmıştır. O halde, hadis kitaplarında “Zühri” adının geçmesi O’nun gerçekten İbni Şihab ez-Zühri olduğunu göstermemektedir. (sf. 219)
4- “Bidatçı” (şii, rafizi, murcii, kaderi, nasibi, vs.) yaftası ile cerh edip adil görmedikleri raviler konusunda çifte standart yapılmıştır.
Mesela Ebu Hanife Mürcii olmakla (sf. 170) suçlanırken, Daraknuti, Şii, İ. Şafi; Rafizi olmakla suçlanmıştır. (sf. 170)
Ama, Buhari ve Müslim başta olmak üzere, muteber hadis kitaplarındaki hadislerin bazı ravileri de aynı suçlarla suçlanınca, bu esas esnetilmiş, görmezden gelinmiştir.
Suyuti’ye göre Buhari ve Müslim’de 82 bidatçı ravi vardır:
Mürcii’den 15, Navasıb’tan 7, Şia’dan 25, Haricilik 3, Cehmiyye’den 1, Vakıfiyye’den 1, Kaderiye’den 30 kişi (sf. 172)
Buhari’deki bu bidatçi raviler sika (adil-güvenilir) kabul edilirken, bunlardan daha iyi olan bir çok ravi, bidatçi diye cerh edilip, hadisi zayıf görülmüş ya da reddedilmiştir. (sf. 167-172)
Zabt
Ravinin hafıza ve ezber gücüne zapt denilir. Yani, ezberlediği hadisi aklında tutup, unutmadan-karıştırmadan nakletmesi yeteneğine deniyor.
Hadisçiler, ravinin zabtını genellikle; bir ravinin rivayetini, o konuda, sika ravilerin rivayeti ile karşılaştırarak anlamaya çalışmışlardır. (sf. 180-182)

Hadiste Cerh Edilme Sebepleri
Fuhşu Galat: Çok yanılma-hatasız ravi yoktur!
En büyük muhaddisler; Abdullah b. Mübarek, Yahya b. Main, Ahmed b. Hanbel bile, insan zihninin hatadan uzak olmadığını, az-çok yanıldığını söylemişlerdir.
Ahmed b. Hanbel: “Yahya b. Said’den daha az hata yapanı görmedim ama o bile hadislerde bazı hatalar yapmıştır.”
Ancak, buna rağmen Sahihayn (Buhari-Müslim) de tüm hadislerin hatasız olduğu genel kanaati hadisçilerde bir inanç olmuştur.
O halde sika (güvenilir) ravi kimdir?
a- Güvenilir ravi, hatasız ravi değildir, çünkü hatasız ravi olamaz, az hatası olan ravidir.
b- Hiçbir hadis matematiksel olarak % 100 kesin değildir, tartışma üstü ve kutsal değildir, hadislerin subuti kati değil zanni’dir. (sf. 183-185)

Buhari’de Hatalar
1- Hilal ve Murare adlı sahabeler, Bedir savaşına katılmadığı halde katılmış göstermesi (kasten değil, Zühri’ye dayanarak)
2- Mirac hadisesini, peygamberlikten önce göstermesi
3- Ebu Hurayra’yı Hayber’den sonra katıldığı halde, Hayber savaşına katılmış göstermesi
4- “Alan ve satan birbirinden ayrılmadan, muhayyerdir” hadisini Abdullah b. Dinar rivayet ettiği halde, Buhari; Amr b. Dinar, demiştir. (sf. 188)

İdrac
Metne ya da senede, aslında olmayan bir fazlalığın sokuşturulmasına idrac denir.
Müslim, Sahih’inde şu hadis geçer:
“Zekat Muhammed’in akrabalarına helal değildir. Zira o insanların kirleridir.”
Bu hadisin altı çizili bölümü, metne sonradan ilave edilmiştir.
a- Çünkü İbni Ebi Şeybe, bu hadisin rivayetlerinin hiç birinde “İnsanların kiri” ifadesinin bulunmadığı söyler.
b- Bu sözü Abdullah b. Erkam: “Zekat insanların kirleridir, zekatı vererek bu kirlerden temizlenirler” şeklinde söylemiştir. (sf. 194-195)
İdrac, Buhari dahil, bir çok hadis kitabında vardır. (sf. 197) Elimizdeki hadislerin tümü, İdrac açısından elden geçirilmemiştir. (sf. 196) (Hadis Metodolojisi sf. 190-198)

Izdırab (Hadislerde Çelişki, Tutarsızlık)
Izdırab senette de metinde de olabilir.
a- Senet’te Izdıraba örnek
“Beni Hud suresi ile benzeri (vakıa, mürselat, nebe, tekvir) ihtiyarlattı”
Bu hadisi; kimisi mürsel, kimisi mevsul rivayet etmiş. Kimisi Ebu Bekir’den, kimisi Sad b. Ebi Vakkas’dan, kimisi ise Hz. Aişe’den rivayet etmiş, bu hadisle ilgili çelişkilerin sayısı 10’u bulmuştur. (sf. 204)
b- Metinde Izdıraba Örnek
1- Tirmizi: Şerik, Hamza, Şabi, Fatma binti Kays isnadıyla, “Şüphesiz malda, zekattan başka bir hak vardır.”
İbni Mace: Aynı senetle (aynı ravilerle) tam tersini söyler. “Malda, zekattan başka bir hak yoktur.” (sf. 204)
2- Hz. Peygamber’in Zülyedeyn hadisi. Ebu Hurayra’nın bu hadisine göre peygamberimiz bir namazda yanlışlık yapmış ve sehiv secdesi yapmıştır. Ama hangi namazda? Ebu Hureyre, bir rivayette “öğle”, bir rivayette “ikindi”, başka bir rivayette ise “öğle ya da ikindiden birisiydi” demiştir.
Ayrıca, bu yanılmayı kimin haber verdiği de çelişiktir: Zülyedeyn veya Hirbak adlı bir sahabi, ya da Süleymanoğullarından bir kişi denilmektedir.
3- En çelişik hadisler Mirac hadisleridir. Mekanı, zamanı, sayısı ve ruhen/bedenen olup olmadığı karma karışıktır. (sf. 206)
4- “Ameller niyetlere göredir” hadisinin, Buhari’deki rivayetleri bile birbirini tutmaz. Oysaki, bu hadisin 8 ayrı versiyonu da aynı ravi: Yahya b. Said’den gelir. (sf. 206)
5- Cibril hadisinin bazı versiyonlarında kadere iman varken, bazılarında yoktur. Örneğin Müslim’de, her iki versiyonda peşpeşedir. (sf. 207)
6- “Men kezebe” (Kim söylemediğim bir sözü bana nispet ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın” hadisi bile farklı farklı lafızlarla rivayet edilmiştir. (sf. 207)
7- Ezan rivayetleri de çelişiktir. Peygamberin istişare sonucumu, vahiy ilemi, Hz. Ömer’in ya da Abdullah b. Zeyd’in rüyada görmesi sonucumu ezanın ortaya çıktığı karışıktır. (sf. 208)
8- Hz. Muhammed’in ticari ortağı kimdir? Saib b. Ebi Saib, Kays b. Saib ya da Abdullah b. Saib’ten hangisi olduğu, bu şahsın mı Hz. Peygamber’e, yoksa, Hz. Peygamber’in mi bu şahsa “sen benim ticaret ortağım idin…” dediği (ki iki rivayet de var) belli değildir. (sf. 209)
Her hadisin farklı versiyonu (tariki) vardır. Bu farklı rivayetleri birbiriyle çelişiyor ise, hadiste ızdırap vardır. (sf. 206)
Hadiste ızdırabın olması, o ravilerin zapt (hafıza) konusunda zayıflığını gösterir. (sf. 210)
9- Veda Haccı rivayetleri
100 bin kişiden fazla müslümanın katıldığı Hz. Muhammed’in Veda Haccında, bu yaptığı haccın ifrat mı, temettü mü yoksa kıran haccımı olduğu belli değil/çelişiktir.
Aslında bu hutbenin tek hutbe olmadığı; Arafat, Müzdelife ve Mina hutbeleri olduğu ama hangi bölümünün nerede söylendiği karışıktır.
Peygamberin Veda Haccında bize bıraktığı vasiyet bile çelişiktir: Kuran mı?, Kuran ve sünnet mi?, Ehli beyt mi? belli değil, çünkü her üçü de rivayet edilmiştir. (sf. 211)
10- Kader Hadisleri: Kader hadisleri çoktur ve kaderi reddeden ve kaderi savunun hadisler diye 2 kısma yarılabilir. Ayrıca, aynı ravinin hem reddeden hem de savunan hadisi rivayet ettiği de görülmektedir, bu çelişkidir. (sf. 212)
Aslında, bir konuda bulunan tüm hadislerin birbiriyle çelişmesi anlamında, hadislerde ızdırabın bulunmadığı konu oldukça azdır. İman, İslam, ihsan, kader, şefaat, mirac, zekat, tahiyyat, hatta mütevatir hadislerde bile ızdırab (çelişki) vardır. (sf. 213) (Hadis Metodolojisi sf. 201-214)

Tedlis
Bir senette bulunan raviler ya da ravinin kusurunu gizleyerek, senedi sağlam olarak göstermeye denir.
“Kim bana kasten bir yalan isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın” Bu hadis İbni Mace’de; Süveyd, Ali b. Muhsir, Mutarrif, Atiye, Ebu Said, Hz. Muhammed senediyle gelmiştir.
Senetteki Atiye, Ebu Said adını, Ebu Said el-Hudri zannedilsin ve hadis sağlam kabul edilsin diye, bile bile kullanmıştır. Oysa ki senetteki Ebu Said ismi, zayıf bir ravi olan Kelbi’nin künyesidir. (sf. 216-217)

Cehalet
Bir ravi hakkında yeterli bilgi bulunmaması. Buna ipham, böyle raviyede müphem denir. Durumu bilinmediği için, onun rivayet ettiği hadis de tartışmalı olmaktadır.
Mesela Müslim’in sahihinde müpheme örnekler:
“Bir arkadaşımız bize tahdis etti”, “Yahya b. Hasan’dan bana rivayet olundu.”, “Bazıları Ebu Hureyre’den rivayet etti.”, “İbni Ömer’den bana ulaştı ki…”, “Rasulullah’tan haber verildi ki…” (sf. 221)
Demek ki, en önemli hadis kaynaklarında bile bilinmeyen ravi rivayetleri vardır. Mestur ise; kim olduğu bilindiği halde, hadisçiler tarafından tadil edilmemiş az hadis rivayet eden kişilerdir. Bunlar, hadisçiler tarafından kabul edilmişler, en azından bir kısmı reddetmiş, diğerleri kabul etmiştir. Delil olarak da Ebu Hanife ve İbni Hibban’ın da bunları kabul ettiği söylenmiştir. Dayanağı ise Hucurat 12. ayet “tecessüs etmeyin/gizlinizi araştırmayın” bu ayetin, gizli ravi ile alakası yoktur. (sf. 220-226)

Hadiste Ref (Hükmen Merfi: Peygamber’e ait kılınan Hadis)
a-Ref: Sahabe ya da taiibine ait hadisi. Merfu/Hz. Muhammed söylemiş gibi rivayet etmeye ref denir.
Örnekler:
1- Müslim: Allah, dünyayı Cumartesi, dağları pazar, bitkileri Pazartesi, çirkin şeyleri salı, ışığı çarşamba, hayvanları perşembe, Adem’i cuma yarattı.
İbni Teymiye, bu söz Kabu’l-Ahbar’ın, Buhari ise Ebu Hureyre bu hadisi Kab’ın sözü olarak rivayet etti, der. (sf. 237)
2- Darimi Sünen: “Kim geceleyin Yasin okursa günahları bağışlanır.” Bu söz, aynı zamanda, aynı kitapta, bir başka yerde Hasan Basri’nin sözü olarak naklediliyor. (sf. 237-238)
3- Darimi Sünen: “Kim sefihlerle tartışmak, alimlere karşı övünmek ve dikkatleri kendine çekmek için ilim peşinde koşarsa cehenneme girer.”
Bu söz, yine Darimi’de Mekhul adlı sahabenin sözü olarak geçer. (sf. 238)
4- Tirmizi/Sünen: “O gün cehennem getirilir. Cehennemin 70 bin melek tarafından çekilen 70 bin dizgini olur.”
Bu rivayetin ardından, Süfyanı Servi, yine bu hadisi merfu olarak (peygamber sözü olarak) nakletmediğini söyler. (sf. 238)
5- Nesai: Peygamberlerden birisi bir ağacın altına oturdu, onu 1 karınca ısırdı, o da karınca yuvasının yakılmasını emretti.”
Bu rivayet, yine aynı yerde Ebu Hureyre ile Hasan Basri’nin sözü olarak geçmektedir. (sf. 239)
6- “Kim Şevval’de 6 gün oruç tutarsa, tüm yıl oruç tutmuş gibi olur.” (Hümeydi/Müsned) sözü, aynı yerde Ebu Eyüp el-Ensari’nin sözüdür. (sf. 240) (H.M. s.f 234-241)
7- Kudsi Hadis: “Bu Kuran Allah sofrasıdır, alabildiğiniz kadar alın.” El-Hakim, bunu “Hz. Muhammed”, Darimi ise “İbni Mesud” dedi, der. (sf. 242)
Hz. Muhammed’in söylemediği sözü O’na ref etmek, elbette hadis uydurmaktır. Ama klasik hadis usulü, bunu böyle değerlendirmez. (sf. 241)
B- Hükmen Merfu: İsrailiyyat olmayan, insin içtihadı olmayan, insanın kendiliğinden bilemeyeceği bilgi ve haberler, sahabi tarafından yapılır ya da söylenirse, bunu mutlaka peygamberden gördüğü kabul edilerek, bu söz ya da hareket, hükmen merfu/peygambere ait kabul edilir. (sf. 243)
Örneğin; Hz. Ali, Kusuf namazının her rekatını 2’den fazla rekatla kılmıştır. Bunu kendi kafasından değil, mutlaka peygamberden görmüş olmalıdır.
Eğer, böyle bir söz ya da fiil, Hz. Peygamber döneminde yapılmış ise hükmen merfu kabul edilir. Hz. Peygamber dönemine izafe edilmeden söylenirse Mevkuf (sahabe sözü) kabul edilir.
Oysa Ebu Bekir el-İsmaili, bunların tümünü mevkuf kabul eder.
Hükmen Merfu konusunda titiz davranılmalı, bu kapı, peygamber adına hadis üretilme yolu olmamalıdır. (sf. 244-245)
İnsanın rey ve içtihadıyla bilemeyeceği bilgi ve olayların; Kuran ve sünnetten çıkarılmış olması ya da İsrailiyyattan ya da başka kaynaklardan alınmış olması da mümkündür. Bu nedenle hükme merfu konusu çok ciddi tutulmalı, bir çeşit sahabe sözünü Hz. Muhammed sözü yapma aracı yapılmamalıdır. (Alternatif Hadis Metodolojisi sf. 142)

Hadis Kitapları Değişmeden Bize Gelmiş midir?
Hadis aliminin yazdığı kitaba/yazma’ya müellif nüsha denir.
Bugün elimizdeki hadis kitaplarının hiçbiri müellif nüshaya dayanılarak yazılmadığı gibi, bu nüshanın oldukça geç/sonraki nüshalarına dayanılarak yazıldığı için, birçok problemi içerir. (sf. 262)
Hadis kitaplarının, hadis alimlerinin şehir şehir gezerek, tek tek hadisleri alması sonucu oluştuğu görüşü gerçekleri tam yansıtmamaktadır.
a- Önceleri, ilk başta hadisler birkaç sayfalık suhuflara ya da biraz daha çok sayfalı cüzlere yazılmıştır.
b- Daha sonra hadis imamları, bu suhuf ve cüzleri bir araya getirip, daha çok hadis içeren müsned ve musannefler haline getirdi.
c- 3. aşamada, tüm bunlara dayanılarak, hadis kitapları yazıldı. (bak, sf. 246-247)

A- Muvatta: İmam Malik’in Yazdığı Muvatta mı?
Malik b. Enes’ten Muvatta’yı 70 kişi (kaynaklarda adı geçen) dinlemiştir. Bu 70 raviden 20 ya da 30 ravinin nüshaları meşhur olmuştur. Bugün elimizde bulunan Muvatta nüshaları ise 5 tane, en yaygını Yahya b. Yahya nüshasıdır.
Muvatta nüshalarında; fazlalık, noksanlık, bazısında merfu olmayan hadislerin diğerlerinde merfu olması, bu konuda Darakutni ve Ebul Velid el-Baci’nin “İhtilaful Muvattaat” adlı kitapları yazmasına sebep olacak kadar büyüktür. (sf. 252)
Bu farklılıklar neden var? Kadı İyaz’a göre: İ. Malik, Muvattada’ki 10 bin hadisi her yıl inceliyor, bir kısmını zayıf görüp çıkarıyordu. (Bu nedenle nüshalar birbirini tam tutmuyor.) (sf. 252-253)
Kısacası, elimizde İ. Malik tarafından son şekli verilip yazılmış bir muvatta yoktur. (sf. 251-253)
B- Buhari:
Buhari’nin sahihi’de, kendi tarafından gözden geçrilip yazılarak yani müellif nüshasıyla, ravilerine ulaşmamıştır.
Bugünkü Buhari Nüshası, II. Abdülhamit’in Ezher Ülemasına yazdırdığı Yununi nüshasıdır. (sf. 256)
“Buharinin Kaynakları Hakkında Araştırmalar” adlı, bu konuda yapılmış çok önemli kitabın yazarı M. Fuat Sezgin şunları söyler:
Buhari’yi, 70 bin ravinin dinlediği, bunlardan 1000 kadarının rivayet ettiği (nüsha-yazma olarak yazdığı) söylenir ama 5 kişinin ismi tarih kitaplarımıza geçmiştir: Firabri, Nesefi, Nesevi, Bedevi, Muhallimi. Firabri nüshası en meşhur olup, yayıldı.
Buhari’nin nüshaları arasındaki ihtilaflar Ebul Velid el-Baci’ye göre ciddi, el-İşbili’ye göre önemsizdir.
C-Tirmizi-Sünen:
Bu eserinde nüshaları arasında birçok farklılıklar vardır. (sf. 261)
(Hadis Metodolojisi sf. 246-262)

Ebu Hanife, Hadisçiler Tarafından Cerh Edildi mi?
Ez-Zehebi, Mizanül İtidal’inde, Ebu Hanife’nin zayıf bir ravi olduğunu Nesai, İbni Adiy ve başkaları söylemiştir, der.
Oysa, Mizanül İtidal’in “S” ve “L” nüshasında, bu paragrafın olmaması, bu paragrafın bu nüshaya sonradan ilave edilmiş olabileceğini gösterir (sf. 249)

Hadis Kitaplarımızdaki Hadisler Ne Kadar Doğrudur?
Leknevi, Buhari ve Müslim dışındaki, Kütübi Sitte’deki 4 kitap ve diğer hadis kitapları ne kadar doğrudur?, diye sormuş, yine şöyle cevap vermiştir: Bu kitaplardaki tüm hadisler sahih değildir. Bunlarda sahih, hasın, zayıf ve mevzu/uydurma rivayetler vardır. (sf. 289-290)
Aslında bu sözler Buhari ve Müslim içinde geçerlidir. (sf. 290)
Buhari ve Müslim’de de zayıf ya da uydurma hayli hadis vardır. (sf. 288) Buhari ve Müslim’de zayıf ve uydurma hadisler olduğuna göre, diğer hadis kitaplarında da olduğu açıktır. (sf. 288)
O halde, Buhari, Müslim dahil, tüm kaynaklardaki hadislerin her birinin hem senet hem metin tenkidi yapılmadan doğru kabul edilmesi yanlıştır. (sf. 284) Aslında kaynaklarda bulunan her hadisi, bugün yeniden tetkik etmeden kabul etmemek gerekir. (sf. 286)

İsnad (Ravi Kontrolüne Dayalı) Hadis Usulü Hadisler Hakkında Yeterli Hüküm Verebilir mi?
Yüzyıllardır varolan klasik isnad/hadis usulünün, hadisler konusunda yeterli olduğu söylenebilir mi? Elbette hayır. Çünkü en kesin gibi kabul edilen hadislerin bile tartışma konusu olması, bu eski yöntemin yetersiz olduğunu gösterir. (sf. 265)

Buhari Hadisleri
Ne Kadar Sahih?
Buhari’nin hadislerinin tümünün sahih olduğu yaygın kanaattir. (sf. 266) Genellikle O’nun bu kadar yüceltilmesi, O’na eleştirel bakmayı zorlaştırmıştır. Sadece geçmişte İbnul Humam, Fethul Kadir’in de, Buhari hadislerini eleştirebilmiştir. (sf. 282)
Buhari’nin, kitabına aldığı hadise “sahih” demesi, sadece onun kendi içtihadı olup, kiminde doğru, kiminde hatalı olması mümkündür. (sf. 283)
Niçin Buhari Hadisleri En Sağlam Kabul Edilmiştir?
Hadisini aldığı ravide şart; aynı çağda yaşama ve rivayet edenlerin birbiriyle karşılaşıp görüşmesini aradığı için. (sf. 282)
A- Seyyid Salih Ebubekir’in tespit ettiği 120 Mevzu Hadis
Buhari üzerine yapılmış, en önemli çağdaş eser, Seyyid Salih Ebubekir’in, “el-Advaül Kuraniyye” adlı kitabıdır. 120 tane Buhari hadisini örnek alarak (ki daha çok mevzu hadis vardır, der) bunları incelemiştir. (Bak 120 hadisin tümü sf. 267-276)
Seyyid Salih Ebu Bekir’den bazı hadisler şunlar:
* Hz. Muhammed’in süt annede kalbinin yarılıp yıkanması hadisi
*Sahabe’nin Hz. Peygamber’in abdest suyu ve tükürüğünü kutsal sayması (5 nolu), peygamberin abdest alıp ağzını çalkaladığı suyu içmeleri (14 nolu), tükürük ve balgamını kapıştıkları (25 nolu), abdestte kullanıp artık yaptığı suyu şifalı görmeleri (56) nolu, yemekten sonra el yalama ya da ellerini başkalarına yalatma hadisi (67 nolu), ter ve saçını saklamaları (114 nolu), Allah’tan yardım dilemek için (teberrük) eşyalarını saklamaları (106 nolu)
* Üzerinde hutbe okuduğu kütüğün ağlaması
* a- Kadınların en üstünü Hz. Meryem, Hz. Ayşe ve Firavun’un karısı Asiye hadisi (No 9)
b- Cennet kadınlarının hanımefendisi Fatma (58 nolu) hadis
* Hz. Musa’nın, Azrail’e vurup 1 gözünü çıkardığı hadis.
* Ölen anne yerine haccetme (28 nolu), ölen akraba için oruç tutma (32 nolu), ölen için/yerine adak orucu (82 nolu), adak haccı (83 nolu).
* At, ev ve kadında uğursuzluk vardır, hadisi (Hz. Ayşe, bu hadis değil, Ebu Hureyre’nin sözüdür der ve reddeder) (sf. 294)
* Miraç hadisinin safhaları
* İsmail’in annesi acele etmeseydi, Zemzem gürül gürül akardı hadisi,
* Peygamberin sırtında peygamberlik mührü varolduğu hadisi.
* Kadınların (Ademin) kaburga kemiğinden yaratıldığı hadisi (Tevrat Tekvin’de)
* Kadın, eşek ve köpek önünden geçerse, namazın bozulacağı hadisi.
* Muta nikahını caiz gören hadis.
* Evlenme durumu olmayan Ebu Hureyre’ye dediği hadis “ister kendini hadım et, ister etme”
Seyyid Salih’in söylediklerinin bir kısmı (bazı mecazi hadisleri gerçek anlama çekip eleştirmesi gibi) isabetsiz olsa da, çoğu gerçekten uydurmadır, diyebiliriz. (sf. 276)
Seyyid Salih nasıl incelemiş, bir örnek verelim:
Ebu Hureyre dedi ki, Peygamber: “İsrailoğulları olmasaydı et kokmaz, Hz. Havva olmasaydı kadın kocasına ihanet etmezdi.”
1- Havva, Kuran’a göre kocasına ihanet etmemiştir, birlikte Allah’a isyan etmişlerdir.
2- Havva’nın yaptığı bir ihanet değil, günahtı. Oysa, kocasına ihanet eden kadınların ki ihanet olabilir.
3- Kuran, ihanet eden kadınları, bu hadisin zıttına Nuh ve Lut’un Hanımı (Tahrim 10) olarak vermektedir.
4- Etin kokması, Allah’ın bir yasasıdır. Canlılığı biten et kokar, İsrailoğulları ile alakası yoktur. Bu sünnetullahtır. (sf. 276-278)

B- Hayri Kırbaşoğlu’nun Buhari’de Olan Yanlışlıklarla İlgili Tespitleri
1- İsra’nın peygamberlikten önce olduğunu söylemesi (Buhari-Müslim). Oysa Kadı İyaz’a göre, nübüvvetten 15 ay sonra, Zühriye göre ise hicretten 5 yıl önce isra olmuştur.
2- İlk peygamberden sonra ölecek hanımı Sevde’dir, diyen hadisi. Oysa kesinlikle Zeyneb’tir. İbnül Cevzi ve Nevevi de bunu hata olarak görür. (sf. 279)
3- Ebu Hureyre’yi, Hayber Savaşı’na katılmış gösteren hadisi (Buhari-Müslim) Darakutni; bu hadis yanlıştır, der.
4- Tevbe 13. ayeti (Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra, akraban bile olsa müşrikler için af dileme), Ebu Talib için indi, dediği hadis. Oysa Ebu Talip Mekke’de vefat etti, bu ayet Medine’de indi.
5- Adem ile Musa’nın kader hakkında tartışığı, Adem’in Musa’yı susturduğu hadisi. Fahrettin Razi, bu hadis yarımdır ve peygambere ait olmayabilir, der. (sf. 279-281)

Ümmet Buhari’nin Sahih Olduğunda İcma Etti mi?
Tüm alimlerin ve ümmetin, Buhari hadislerinin sahih olduğunda icma ettiği ve “ümmetim dalalet/yanlışlık üzere icma etmez” hadisi gereğince de bu icmanın doğru olduğu söylenir.
1- Bu hadisin sahihliği tartışmalıdır, delil olamaz.
2- Ortada kimlerin, tüm ve tüm şehirlerde icma ettiğine dair bir delil yoktur. Kaldı ki, icma edenler olsa bile, bu şahsi bir içtihad olabilir, sadece onların kanaatidir, mutlak doğru olamaz.
3- Bu kadar mevzu ve hatalı hadis olması, bu icmanın gerçek dışı olduğunu gösterir/ ya da bu yaklaşımın (sf. 288)
(Hadis Metodolojisi sf. 281-282)

Hazırlayan: Adem Tutan

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder